“Canlı Su” Nedir?

Son yıllarda özellikle sosyal medyada ve sağlık trendlerinde sık sık şu ifadeleri duyuyoruz:

“Canlı su içiyorum.”

“Musluk suyu ölü, canlı suya geçtim.”

Peki “canlı su” dediğimiz şey gerçekten teknik bir kavram mı, yoksa daha çok pazarlama dili mi?

Temel olarak “canlı su” ifadesiyle anlatılmak istenen şunlar:

  • Suyun saflaştırılmış ama tamamen “ölü” bırakılmamış olması,

  • Yani sadece arıtılmamış; aynı zamanda minerallerle ve doğru pH değeriyle zenginleştirilmiş bir su olması,

  • Bazı sistemlerde buna ek olarak iyonizasyon ile suyun yapısal özelliklerinin de düzenlendiği iddia ediliyor.

Kısacası “canlı su”, teknik mevzuatta tanımlı bir terim değil; ama belirli kalite standartlarına sahip, içimi kolay ve dengeli suyu tarif etmek için kullanılan bir ifadedir.

Neden Bazı Sular “Ölü” Olarak Anlatılıyor?

Buradaki durum aslında şu:

  • Şebekeden gelen su,

  • Ağır metaller, tortu, klor, istenmeyen bileşikler,

  • Bunları uzaklaştırmak için kullanılan güçlü filtreler ve ters ozmoz sistemleri…

Ters ozmoz gibi güçlü arıtma yöntemleri, suyu zararlı maddelerden arındırırken bir kısmı faydalı olan mineralleri de önemli ölçüde azaltabiliyor.

Sonuç:

Çok temiz ama tatsız, düz bir su hissi.

Bu nedenle bazı tüketiciler, yalnızca arıtılmış suyu “ölü su” olarak adlandırıyor.

“Canlı su” tarafında ise şunlar devreye giriyor:

  • Suyu arıttıktan sonra doğru filtrelerle mineral kazandırmak,

  • pH değerini alkali banda taşımak,

  • Gerekirse iyonizer teknolojisiyle suyun bazı parametrelerini yeniden düzenlemek.

Bilimsel Gerçekler: Efsane Ne, Mantıklı Olan Ne?

Dürüst konuşalım:

“Canlı su içersen gençleşirsin, tüm hastalıklar yok olur.” gibi iddialar bilimsel temelden uzak, abartılı söylemler.

Öte yandan şu noktalar gerçekçi ve mantıklı:

  • İçtiğiniz suyun:

– Mikrobiyolojik ve kimyasal olarak güvenli olması,

– Yeterli düzeyde mineralli olması,

– pH değerinin 7’nin biraz üzerinde, alkali bantta gezmesi,

uzun vadede su tüketim alışkanlığınızı ve konforunuzu olumlu etkiler.

  •  İyi tasarlanmış sistemlerde:

– Önce su güvenli şekilde arıtılır,

– Sonra mineral ve alkali filtrelerle tadı ve içilebilirliği iyileştirilir,

– Gerekiyorsa iyonizasyonla pH ve bazı parametrelerde ince ayar yapılır.

Bu tabloya baktığımızda, “canlı su” kavramını şöyle görmek daha doğru:

“Temiz, dengeli mineralli, alkali ve içimi keyifli su.”

“Canlı Su” Denilince Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Bir cihaz ya da sistem size “canlı su” vaad ediyorsa, sorulması gereken sorular şunlar:

1. Arıtma tarafı gerçekten iyi mi?

  • Hangi filtreler kullanılıyor?

  • Ters ozmoz var mı, hangi membran tercih edilmiş?

  • Klor, tortu, ağır metal gibi başlıklarda nasıl bir performans sunuyor?

Temele inmeden “canlılık” konuşulmaz.

Önce güvenli ve temiz su şart.

2. Mineral ve pH tarafı nasıl çözülüyor?

  • Su tamamen “boşaltıldıktan” sonra hangi mineral filtreleriyle zenginleştiriliyor?

  • pH hangi aralığa çekiliyor?

  • Kullanılan filtreler, suya sadece tat vermiyor; gerçekten kalsiyum, magnezyum gibi mineraller kazandırıyor mu?

Burada önemli olan, suyun bir anda aşırı alkalileştirilmesi değil,

vücudun alışkın olduğu değerlere yakın, dengeli bir profil oluşturmak.

3. İyonizer kullanılıyorsa, amacı net mi?

  • Cihaz sadece pH yükseltmek için mi kullanılıyor,

  • Yoksa farklı pH modlarıyla (içme suyu, sebze-meyve yıkama vb.) çoklu kullanım mı hedefleniyor?

  • İyonizasyon, güçlü bir arıtma ve doğru filtreleme sürecinin üstüne eklenmiş mi; yoksa tek başına “mucize” gibi mi anlatılıyor?

Mantıklı yaklaşım:

İyonizer teknolojisini, iyi tasarlanmış bir su arıtma sisteminin üzerine eklenen akıllı bir modül gibi görmek.

Aqualkali Perspektifi: “Canlı Su”yu Nasıl Okuyoruz?

Aqualkali bakış açısında “canlı su” şu anlamlara geliyor:

  • Önce ters ozmoz ve çok kademeli filtreler ile suyu güvenli hale getirmek,

  • Ardından alkali ve mineral filtrelerle suyu yeniden yapılandırmak,

  • Gereken modellerde iyonizer teknolojiyle pH ve diğer su parametrelerinde ince ayar yapmak,

  • Tüm bunları yaparken de Türkiye’deki şebeke sularının gerçek koşullarına göre tasarlanmış çözümler sunmak.

Yani burada “canlılık”;

bilimsel veriyle uyuşmayan mucize vaatlerinden çok, günlük hayatta içmekten keyif aldığınız, güvenebildiğiniz ve düzenli tüketebildiğiniz suyu tarif ediyor.

 

Gerçekten Fark Hissedilir mi?

Kullanıcıların en sık söylediği şeylerden bazıları şunlar:

  • “Su içmeyi unutmazdım, yine de zorlanırdım; şimdi canım daha sık su çekiyor.”

  • “Çay-kahve tadında değişiklik fark ettim, daha net bir aroma var.”

  • “Mide hassasiyetimde rahatlama hissediyorum.”

Bu deneyimlerin ortak noktası şu:

Su, sadece “içilebilir” olmaktan çıkıp, tadını sevdiğiniz bir hale geldiğinde,

doğal olarak daha fazla su içmeye başlıyorsunuz.

Zaten sağlığın en temel faydası da buradan geliyor.

Sonuç: Pazarlama Söylemi mi, Yoksa Gerçek Bir Fark mı?

  • Evet, “canlı su” ifadesi teknik bir terim değil; pazarlama dili olarak doğmuş bir kavram.

  • Ama bu kavramın arkasında;

    iyi arıtılmış, mineralce dengeli, alkali ve içimi keyifli bir su hedefi var.

Sizin için önemli olan;

etikette “canlı su” yazması değil, şu soruların cevabı olmalı:

  1. Bu su gerçekten güvenli ve temiz mi?

  2. Mineral ve pH profili mantıklı mı?

  3. Sistemin bakımı, filtre değişimi ve teknik desteği şeffaf mı?

  4. Uzun vadede evinize damacana bağımlılığı yerine sürdürülebilir bir çözüm mü sunuyor?

Eğer bu soruların cevabı “evet” ise, etiketinde ne yazarsa yazsın, elinizdeki su günlük hayatınızda fark yaratır.

Share

1 comment

  1. 21 Aralık 2021 at 20:11
    John Madword

    Vivamus eu metus quis quam volutpat viverra ac ut odio. Phasellus volutpat tristique consequat. Nunc vitae nisl et magna rhoncus sollicitudin. Vestibulum posuere augue et nisi ultricies, vel condimentum ante consectetur. Ut at tellus a nisi dictum lobortis auctor scelerisque dui.

Comments are closed.